6 Ekim 2021 10:19

Birnur Yağız – Fıtrat değişir sanma!

Birnur Yağız – Fıtrat değişir sanma!

Birnur Yağız – Fıtrat değişir sanma!

Gençleri bir arada tutma, gerçekleri anlatma çabası ve heyecanı, bizi bitmeyecek bir enerji ile azimle çalışma ihtiyacında hissettiriyor.

​Yaptığımız işi hizmet, koştuğumuz yolu hak dava olarak bildiğimizdendir ki her adımda tazeleniyor, yenileniyoruz. Biz aşkınan koşanların yorulmayacağını öğrendik…

Şehirlerin altyapısı ve imarı nasıl önemli ise fikirlerin inşası da öyle önemlidir. Biliyoruz ki sütü temiz olanın mayası bozuk olmaz. Mayayı bozmaya kalkanlara da fırsat vermeyeceğiz.

Sürekli algı peşinde koşanlar, oluşturdukları algıların olgulara dönüşmesini sinsice bekliyorlar. Bunun içindir ki; gençlerimizi devşirmeye çalışıyorlar.

Tarihinden kopuk, milli değerlerinden uzak, ceddini tanımayan asi bir gençlik yetiştirmek gibi beyhude bir çaba içerisinde olabiliyorlar. Hesaba katmadıkları bir şey var ki o da bir gün her şey aslına rücu eder.

Bu ülkenin tarihini ısrarla 1923’den başlatma çabaları hem bu ülkenin gençlerine hem de köklü tarihimize yapılan en büyük kötülük ve ihanettir.

​Geçmişte Abdülhamit Han’ı “hürriyet” sloganı ile yıkmaya çalışanlar, bugün Türkiye’nin seçilmiş cumhurbaşkanını aynı oyunlarla yıkmaya çalışıyorlar. Üstelik bunu, sözümona bu ülkenin aydınları, sanatçıları, düşünürleri hatta tarih anlatma adı altında tarihi çarpıtan tarihçileri ile yapıyorlar.

Yabancı kaynaklarda zekası, diplomatik dehası, eğitim, sanat ve kültüre verdiği değer ile adından “evrensel hükümdar” olarak söz edilen Abdülhamit Han, maalesef algı yönlendiricileri ile hafızalarımızda başarısız, devleti felakete sürükleyen “Kızıl Sultan” lakabı ile daha fazla yer aldı.

Bir dönem ülkemizde Cumhurbaşkanlığı yapan Süleyman Demirel’in “Cumhuriyeti oturtmak için Osmanlı’yı kötülemek zorundaydık.” itirafı Osmanlı’ya karşı yapılan haksızlığın ve ihanetin bir özetidir. Halbuki Osmanlı yönetimi ve cumhuriyet birbirinden kopuk yönetim şekilleri değildir.

Geçmişi yok sayan, ayrıştırıcı zihniyetten vazgeçilmelidir. Ecdat düşmanlığı ve köksüz bir tarih aşılama düşüncesi yerini; şerefli, köklü tarihi ile gurur duyan bir lidere bıraktı ve ardından onu örnek alacak bir nesil gelmeliydi ve öyle de oldu.

​Bir zamanlar Mehmet Akif Ersoy, Elmalılı Hamdi Yazır, Rıza Tevfik Bölükbaşı gibi değerlerimizin bile anlayamadığı, sonrasında ise bunun derin üzüntü ve pişmanlığını yaşadıkları isimdir, Abdülhamit Han. Ondandır ki, Rıza Tevfik Bölükbaşı bir eserinde;
“Padişah hem zalim, hem deli” dedik,
İhtilale kıyam etmeli dedik;
Şeytan ne dediyse, biz ‘beli’ dedik;
Çalıştık fitnenin intibahına.” sözleri ile kimlerle nasıl kutuplaştıklarını ve buna kimlerin sebep olduğunu, o dönemde düşüncelerini kimlerin zehirlediğini, aslında yapılan şeytani planı geçte olsa anladıklarını dile getirmiştir. Tanıdık geldi mi? Bize çok tanıdık geldi.

Yahudi bir masonun sözlerini slogan yaparak meydanlara inenlerle aynı zihniyet ve amaçtadırlar.
​Abdülhamit döneminde Batı’ya özendirilen gençler ile çıkardıkları isyanı “Zulüm 1453’te başladı.” yazısı ile canlandırmaya çalışanlar neyi mi amaçlıyorlar?

Büyük Türkiye’ye engel olmak, isimler ve kurumlar üzerinden halkı devlete karşı isyan ettirerek, çıkan kaosu fırsat bilip, Türkiye’de aile yapısından eğitime kadar birçok alanda Batı lehine değişiklikler yapmak. Batı emperyalistlerinin Müslüman ülkelerde yaptığı tam da budur. Ecdada düşman edip, yönetimi kaos planlarıyla zayıf düşürüp, ülkeyi işgal etmektir.

​Bir zamanlar bizim sorunumuz Osmanlı ile değil, Abdülhamit ile diyenler yine aynı söylem ile bizim sorunumuz Türkiye ile değil Erdoğan ile diyerek aklımızla alay etmektedirler.
​Şükürler olsun ki milletimiz ferasetli, akıl sahibi ve inandığı yolda korkmadan yürüyecek cesarettedir.

Liderlerine seni Abdülhamit Han’ın yalnızlığına bırakmayacağız diye yemin ederken hangi davaya hizmet ettiklerini de bilirler.
​Gençlerimize anlatmaya çalıştığımız, ‘Kızıl Elma’sı Büyük Türkiye’dir. Bir zamanlar Sultan Abdülhamit’in de dediği gibi birileri Kızıl Elma’yı bir dağ, bir şehir, bir mevzi, bir cephe zannetmekte.

Kızıl Elma tüm alemin bir nizam içinde olmasını sağlamaktır. Bu nizam sağlanırsa ancak güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar büyümek mümkün olur. Bu nizam da ancak birlik, beraberlik ve kardeşlikle olur. Bu vatanın ekmeğini yiyip, suyunu içen her birey ülkesinin hakkını vermeli, onu canı pahasına korumalıdır. Rabbim devletimizi ve milletimizi ilelebet payidar eylesin.